30 Mayıs 2012 Çarşamba

ATATÜRK'TE BİRLEŞELİM



Bugün geldiğimiz noktada Atatürkçülük, maalesef kendisini Atatürkçü görenlerin Atatürkçülüğü (Kemalizmi) bir kısım ilkelere indirgeyerek açıkladıkları tutucu bir siyaset anlayışı haline gelmiştir.
Adına ister Atatürkçülük deyin ister Kemalizm, bu bilimsel olmak iddiası olmayan, savaş öncesinde kongrelerde, savaş meydanlarında, diplomasi masalarında şekillenmiş siyasal bir doktrindir.
Atatürkçülük Türk toplumunun evrimlenmesine paralel, anlam ve yorum değiştiren siyasal doktrindir.
Türk devrimi bir uluslaşma hareketi olup, hilafetten laiklik, monarşiden Cumhuriyet yaratmıştır.
Bunu yaratırken tam bir devrimci gibi geniş cepheci bir yol ve tutum izlemiştir.
Bugün her dakika daha totaliterleşme yolunda ilerleyen, ABD’nin öğütleriyle önce kendisine bağlı bir basın, arkasından kendisine bağlı bir yargı yaratan iktidar artık demokrasinin bir erdemi olan uzlaşmayı sadece, onun isteklerinin kabulüne indirgeyen, azınlıkta olanların evrensel değerlere de uygun taleplerini dayatma kabul eden bir kişilikle, yani Baascı bir zihniyetle karşı karşıyayız.
Yani Türk devrimi tam bir karşı devrimci saldırıyla karşı karşıyadır.
Bu karşı devrimci saldırı sadece iktidar partisi ve onunla özdeş diğer siyasal partilerden değil, en büyük eserim dediği CHP nin yeni kadrolarından da gelmektedir.
Bu karşı devrim yandaşları, Atatürkçülüğü jakobenlik, Baascılık olarak nitelerlerken, asıl kendileri Baascılık yaparlar. Atatürk’çülük devrim devam ederken bile, kendi içinden muhalefet yaratmayı bilmiş bir siyasal hareket olduğu gibi, sadece karşı devrimci düşüncelerin düşünce özgürlüğünü ortadan kaldırmıştır.
Bu uzun süreli monarşiyi yıkıp yerine Cumhuriyeti getiren bütün devrimlerin ortak özelliğidir. Fransız devrimi de aynı yöntemi uygulamıştır.
Türk toplumunun evrimlenmesine paralel olarak bu ülkede, hukukun üstünlüğü, hukuk devleti, Anayasa yargısı, çift meclis,  kişisel hak ve özgürlükler gibi kavramlar daha birçok Avrupa Ülkesinde telaffuz dahi edilmezken Atatürkçüler tarafından dile getirilmek bir yana hayata geçirilmişlerdir.
Elbette bazılarının ufku, bir rejimin kendi eli ile kurduğu kuvvetler birliği düzenini, nasıl olurda kuvvetler ayrımına götürdüklerini algılamalarına müsait i
  Şimdi yapmamız gereken karşı devrimci olmamak kaydıyla, hiç kimseyi dışlamadan, bütün güçleri Atatürkçülük etrafında birleştirmek bütünleştirmektir.
Atatürkçü olarak bugün yapmamız gereken, tarihten husumet çıkarmadan, geçmiş kırgınlıkları unutarak, yaşanmamış kabul ederek yeni bir yürüyüş başlatmamız gerekmektedir.
Çünkü karşımızdakiler en az 1919 daki kadar güçlüdürler. Ülkenin Başbakanı, Aydınlık Gazetesi’nde üç gün üst üste tefrika edildiği gibi, ABD’nin projeleriyle Türk Ordusu’nun generallerine şantaj yapmaktadır.
ABD’nin hoşlanmadığı aydınlar, yazarlar, siyasetçiler, askerler aynen Malta sürgünlerinde olduğu gibi yargılanmaktadırlar.
Yeniden Anayasa yapma yalanı ve resmi bayramlarımızın tarihi bağlarımızla kopartılması çabaları karşısında halkın kendiliğinden oluşan, hiçbir sınıf farkı düşünmeyen büyük bir kitle tepkisi şuanda Türkiye’nin tek yükselen değerinin Atatürkçülük olduğunu ortaya koymuştur.
Ülke her an büyük bir ekonomik krize girebilir. Zira dünya ve özellikle de Avrupa büyük bir ekonomik felaketin eşiğinde, bunun bize yansımaları tahminlerin çok üstünde olacaktır.
Ekonomik bu sıkıntının yanında dış politikadaki büyük başarısızlık ABD’nin taşeronluğu Suriye’de bir bölünme olursa bunun bize yansıması bize çok ağır bedeller ödetir.
Bütün bu olumsuzluklar bu ülkenin aydınlık çocuklarını ATATÜRKTE BİRLEŞMEYE ZORLAMAKTADIR. Başka çıkış kalmamıştır. Kurtarıcı beklemeyeceğiz Atatürk’te birleşerek yeniden kurtulacağız.