17 Temmuz 2013 Çarşamba

AMERİKA TAYYİP BEYİ ÇİZDİ



Günlerdir CNN int. üstünden, Amerika Tayyip beyin üstünü çizdi mi? Çizmedi mi? tartışmaları yapılıyor.
Yok CNN yetkilisi geldi “yayınlar konusunda özür diledi”, yok dilemedi, boş laflarla vakit öldürüyoruz.
Birkaç gün önce CNN İnt.’ın internet sayfasında yayınlanan bir makalede, Tayyip Erdoğan ile bu işlerin yürümeyeceği yazılarak, hükümet yerden yere vuruluyordu. Vuruluyordu  ama bu arada Türkiye’deki muhalefetinde çok zayıf olduğu alternatif olamayacağının da altı  çiziliyordu
Hatırlayacaksınız, wikileaks tarafından ortalara  saçılan, ABD Ankara  Büyükelçiliği ile Washington arasında gidip gelen yazışmalarda (kriptolar), Deniz Baykal’a operasyon yapılmadan evvelki CHP’nin  muhalefet anlayışının çok sert olduğu, CHP’nin bu tavrının ABD’nin çıkarlarını zedelediği, hatta Deniz Baykal gidip yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun gelip gelemeyeceğinin, Kılıçdaroğlu’nun  nasıl bir insan olduğunun,  o tarihteki ABD Dışişleri Bakanı Condoleeza Rice tarafından sorulduğu görülmüştü.
Ama aynı ABD şimdi Tayyip Erdoğan’dan rahatsızlığını yazdırabilmekte, hatta diplomasi de alışık olunmadığı bir şekilde ABD Milli Gününde, ABD Büyükelçisi, Tayyip beyin görüşlerinin tam aksine, demokrasinin sadece sandık olmadığından başlayıp, insan hakları, düşünce özgürlüğü, demokrasi konularında konuşmalar yapıyor.
Diplomasiye yakın olanlar çok iyi bilirler ki, devletlerin milli günlerinde siyasi konuşmalar yapılmadığı gibi, ayrıca  büyükelçiler  de alışılmışın dışına çıkıp, nezdinde bulunduğu ülkenin iç politikasını ilgilendiren konularda, bakanlığının bilgisi olmadan, bu tür konuşmalar yapmazlar.
 Hatırlardadır; daha Tayyip Erdoğan Meclise girmeden evvel bir ABD seyahati yapmıştı. O tarihte  hiçbir sıfat taşımamasına rağmen Amerikalılar için önemli  bir politikacıymış ki, olağan dışı muameleye tabii tutulmuştu.
Başkan Bush, kendisini Amerika Birleşik Devletleri’nin kurallarını çiğneyerek kabul etmiş ve uzun uzun görüşmüştü.
Zira, Amerikan Başkanları bırakın sıradan bir siyasetçiyi, İngiltere hariç hiçbir ülkenin muhalefet liderleriyle bile görüşmezler. Olsa olsa bunun bir diğer istisnası da İsrail olabilir.
Anlaşılıyor ki Tayyip Erdoğan,  sonradan ortaya çıkan Atlantik Konseyi önerilerinin hayata geçirilmesi, Kürt açılımı, Kıbrıs Sorunu (Annan Planının kabulü), Ermeni açılımı, Radar üssü, Patriotlar, İran, Patrikhane gibi konularda taahhütlerde bulunmuş ki, ABD kendisinden vaz geçmiş,  üstünü çizmiş, eski bir danışmanın söylemiyle “deliğe süpürmeye” karar vermiş  olmasına rağmen  bu taahhütler nedeniyle henüz AKP’den vaz geçmemiş.
O kadar geçmemiş ki, kendi dizayn ettiği, hatta içine yandaşlarını yerleştirdiği muhalefeti bile zayıf, yetersiz  bulduğunu itiraf etmekten geri durmuyor.
Tayyip beyin, Amerikalılar tarafından üstünün çizilmediği havasını yaratmak için gazetelere gerçeklerle bağdaşmayan, “CNN İnt. Gezi olaylarında yaptığı yanlı yayından dolayı özür diledi” şeklinde haberler çıkartması bile bu gerçeği değiştirmiyor.
Bir gün sonra da CNN İnt. zaten bu haberi yalanlayan, “haberimizin arkasındayız” şeklinde bir açıklama yaptı.
 Tam bu sırada Rusya’nın Ortadoğu konusunda görüşlere yer veren tanınmış internet sitesi www.iarex.ru’da yayınlanan analizde “ Görünen o ki, Gezi Parkı’nın yeniden inşası ile ilgili olarak çıkan protesto olaylarında Erdoğan’a destek vermeyi reddeden ABD, tıpkı eski Mısır cumhurbaşkanı Mursi’ye yaptığı gibi, Erdoğan’ı da gözden çıkartmıştır.” Yorumunu yaptı.   
Bütün bu göstergeler  ABD’nin  Tayyip Erdoğan’ın yerine yeni bir sadık bende aradığını göstermektedir.
Bu bende ya  AKP içinden bulunacak veya Tayyip Erdoğan’ın evvelce verdiği taahhütlere sadık kalacak yeni bir oluşum içinden olacak.
Nitekim Ankara siyasi kulislerinde yeni bir parti çalışmaları çok yoğun bir şekilde dile getiriliyor.
Bizim basın olayları abartmayı çok sever. Hatırlayacaksınız Baba Bush Turgut Özal’a “Targıt” diyor diye ne methiyeler düzerlerdi.
Turgut bey vefat etti, cenaze merasimi sırasında baba Bush artık Başkan değildi ama  yarı resmi bir gezi nedeniyle Arap ülkelerinde bulunuyordu. Cenazeye katılıp katılmayacağı sorulunca, programım dolu demişti. Dolu program bir kütüphane açılışı idi.
 Milletlerin dış politikaları ilkeler ve çıkarlar üzerine kurulur. Eğer Amerika’nın menfaatleri Tayyip Erdoğan’ın üzerinin çizilmesini, “deliğe süprülmesini” gerektiriyorsa, bunu gözünü kırpmadan yapar.Tayyip beyi bir daha tanımaz bile.
Görünen de o ki; ABD, Tayyip beyi, eski danışmanın söylemiyle  kullanmaktan vaz geçmiş “deliğe süpürmeye” karar vermiş.