20 Haziran 2012 Çarşamba

TARİH ÖNÜNDE BUNUN HESABINI VEREMEZSİNİZ


TARİH ÖNÜNDE  BUNUN HESABINI VEREMEZSİNİZ          
Çukurca’dan yine şehit haberleri, gene alışıldık “kanı yerde kalmayacak”, “karakollar kötüydü”, “deneyimsiz askerler gönderildi” gibi ortak söylemlerden sonra iktidar ve muhalefet partilerinin birbirlerine yönelik alışa geldiğimiz içeriksiz, halkın gözünü boyamaya yönelik suçlamalarını dinledik.
Terörün nasıl sonlandırılacağı artık bir bilinmeyen değil, tam aksine herkesin bildiği bir olgudur.
Öncelikle hem iktidarın ve hem de ana muhalefet partisinin kabul edip içlerine sindirmeleri gereken husus, TERÖRLE MÜZAKERE DEĞİL MÜCADELE EDİLECEĞİ gerçeğidir.
Katillerin ağzıyla konuşarak, yok akil adamlar komisyonu, yok mecliste kurulacak uzlaşı komisyonu gibi Türkiye gerçekleri ile bağdaşmayan söylemlerden vazgeçmek gerekir.
Çünkü bu ve benzeri sözler terör örgütünün iştahını kabartır. Vurdukça, kan döktükçe istediğimi alıyorum der.
Nedir bugüne kadar terör örgütünün istedikleri, ana dilde eğitim, Türk Milleti Kavramının anayasadan çıkartılması, Af ve otuz bin kişinin katiline Mandela modeli uygulanarak önce ev hapsi, sonra siyasetin yolunu açmak ve demokratik özerklik.
Oslo görüşmeleri sırasında anlaşılıyor ki, İktidar tarafından terör örgütüne bu konuların Anayasa değişikliği ile yapılacağı garantisi verilmiş.
Ana muhalefet Partisinin Oslo görüşmelerine sadece gizli yapıldığı için karşı çıktığı, içeriğine itirazı olmadığı, tam aksine  ana dilde eğitim, Türk Milleti Kavramının anayasadan çıkartılması, af, demokratik özerklik konularında destek vermesiyle ortaya çıkmaktadır.
Ana muhalefet partisinin gerek Van Çalış tay’ında aldığı kararlar gerekse parti sözcülerinin çeşitli açıklamaları, terör örgütünün İktidarca da kabul gören bu taleplerine, evet dediğini açıkça ortaya koymuştur.
Bu nedenledir ki, hukuken hiçbir bağlayıcılığı olmayan Anayasa Uzlaşı Komisyonu’ndan tabanın isteğine rağmen çekilmeyeceğini ilan etmiştir.
Oslo görüşmeleri ile Anayasa çalışmaları aynı istek ve yönlendirmenin iz düşümleridir.
Ana dilde eğitim, Türk ve Türk Milleti kavramlarının anayasadan çıkartılması, demokratik özerkliğin hayata geçirilebilmesi, Anayasa değişikliği gerektirir. İşte bu nedenledir ki,  CHP ve MHP bu komisyondan çekilmelidirler.
Bu Anayasa Komisyonu çalışmalarına devam etmek, Oslo görüşmelerine ve orada alınan kararlara destek vermek demektir.
Oslo görüşmeleri bir noktadan da çok önemlidir. Bu önemli nokta, halktan gizli olarak sürdürülen bu görüşmelerin, genç Cumhuriyetin kuruluş aşaması ve kurulduktan sonra bu ülkenin doğu ve güneydoğusunda çıkan bütün ayaklanmaların arkasında olan İNGİLTERE’NİN gözlemciliğinde yapılıyor olmasıdır.
Ne iktidar partisi ve nede Ana muhalefet partisi bu sorunun çözümünde ne düşündüklerini Türk halkına açıklamaktan özenle kaçınmaktadırlar.
Gerek İktidar ve gerekse Ana muhalefet partisi terör örgütü ve ona destek verenlerin ülkeyi etnik temelde bölmeye yönelik taleplerine cevap vermeye çalışmaktadırlar.
Onların bu davranışları da terör örgütünün bölgedeki itibarını arttırmış ve bu terör örgütünü giderek o bölge insanı gözünde meşrulaştırmıştır.
İktidar ve ana muhalefet olarak terör örgütünün taleplerini müzakere yoluyla çözelim derseniz, size DOĞRUDAN TERÖR ÖRGÜTÜYLE MÜZAKERE EDİN DERLER.
İktidar partisinin de içinde vatan sevgisiyle dolu onlarca milletvekilinin olduğundan hiçbir kuşkum yok.
Ama asıl sözüm bu devleti kuran Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinedir.
Bu konuyu hiç bilmiyor olabilirsiniz, bu konuya hiç  kafa da yormamış olabilirsiniz. Sakın parti içindeki bölücülerin ve PKK yandaşlarının söylediklerine inanmayın,  Sayın Deniz Baykal’ın 2009 yılında Başbakan Tayyip Erdoğan’a yazdığı mektubu okuyun ve diğer partilerdeki arkadaşlarınıza okutun.
Ülkeyi bölünmeye götüren bu süreci engellemeye çalışmazsanız,TARİH ÖNÜNDE BUNUN HESABINI VEREMEZSİNİZ.