26 Mart 2018 Pazartesi

AYDIN DOĞAN MEDYADAN ÇEKİLİRKEN



Doğan Medya Grubu, Tayyip Erdoğan’ın telefonunda ağlayan, yani tam bir iktidar yandaşına satıldı.
Hürriyet, Posta, Kanal D ve CnnTürk’ün bu gruba satılması sadece Türk Basınını değil, ama tüm Türkiye’yi şimdikinden çok daha kötü günlerin beklediğini gösteriyor.
Türk basının yüzde doksanı bu satış sonunda iktidarın, daha açık bir söylemle Tayyip Erdoğan’ın denetimine geçmiş oluyor.
Bundan sonra doğru, yansız haber alabileceğimiz medya kuruluşu, bir iki gazete ve Televizyon kanalına kaldı.
Tabii bu gazete ve televizyonların çoğu ve de özellikle de TV Kanalları D Smart’ta yer,gazeteleri de  kendilerini basıp dağıtacak matbaa ve dağıtım şirketi  bulabilirler  mi, ondan emin değilim.
Tayyip Erdoğan ve ekibi ilk günden beri adım adım tüm medyayı susturmayı ve böylece tek yanlı propaganda yapmanın olanaklarını arıyordu.
Şimdi kimsenin Aydın Doğan’ı dik durmadı diye suçlama hakkı yoktur.
Aydın Doğan eleştirilmez diye elbette bir kural da  yok ama eleştiri yapılırken insaflı olmak lazım.
Doğan Medya grubunu baskı altına alıp susturmak için bugünkü para birimiyle 4.5 milyar lira gibi vergi hukuku tarihinde eşi benzeri olmayan haksız, hukuksuz vergi cezası kesildiği zaman muhalefet partileri, Türk aydınları, hatta İstanbul’un Beyazları ne yaptılar.
Hiçbir şey yapmadılar sadece uzaktan o da karınlarından konuştular.
Basın özgürlüğü hakkında televizyonlarda konuşurken,  mangalda kül bırakmayanlar bugün Aydın Doğan’ı “dik duramadı” diye  hiç utanmadan, sıkılmadan eleştiriyorlar.
Aydın Doğan o haksız, hukuksuz vergi cezası ile susturulmaya çalışıldığı tarihte, Aydın Doğan basın açıklamasıyla kendini savunurken, İstanbul’un Beyazları arkasında durup fotoğraf bile vermek yürekliliğini gösteremediler.
Kendisini aydın diye nitelendirenler  Aydın Doğan’ın televizyonlarından başka her hangi bir televizyon kanalında  çıkıp mangal da kül bırakmayan konuşmalar yapabiliyorlar mıydı?
Ama şimdi Aydın Doğan’ı eleştiriyorlar.
İstanbul’un beyazları bunu yaptı da yıllardır ekmeğini yiyen gazeteci takımı ne yaptı. Hemen yeni patronu bir şekilde haberdar olur diye  geriye doğru gidip bir yıl evvel onun  hakkında attıkları twitlerini sildiler, sürüngenler.
Totaliterleşme eğiliminde olan iktidarlar tek bir muhalif sese bile tahammül edemezler.
Şimdi Türk basınının  yüzde doksanını kontrol altına alan iktidar, Türk halk’ını sürekli olarak propagandalarla meşgul etmek, propaganda  kampanyasının soğumasına imkan vermeyecektir.
Euro beş  liraya, dolar dört liraya dayanmış, benzin altı lira olmuş, size hala çıkıp ekonominin iyi gittiğinin propagandasını yapacaklar, İşte bunu ancak ve ancak yüzde doksanı susturulmuş, elde edilmiş basın sayesinde yapabilirler.
Bunu yaparken de, TSK’nın başardığı Afrin operasyonunu iç politikada kullanacaklar.
Basının yüzde doksanı iktidar tarafından kontrol altına alındığı içinde kimse çıkıp, “Ey Tayyip Bey, Amerika istiyor diye, bir zamanlar kardeşim dediğin  Esad’ı, bir anda müstebit diktatör ilan ettin, Suriye üstünde Amerika Birleşik Devletleri tarafından oynanan oyunu görüp, bu oyunda yer almasaydın bugün Suriye bölünmeyecekti. ve bizimde terör  örgütünü yok etmek, Suriye Hududumuzda güvenli bölge yaratmak  mecburiyetimiz kalmayacaktı” demeyecek, diyemeyecektir.
Suriye’de yaşanan  Amerika Birleşik Devletleri  destekli istikrarsızlığın, iç harbin, Türkiye’ye ekonomik  maliyetinin kaç milyar dolar olduğu, tartışılamayacak.
Bunun dışında artık  Esad’a  bir, iki hafta ömür biçen iktidar mensuplarının yüzünü kızartacak yorumlarda yapılamayacak.
Ben şimdi asıl ekonomik destek bulamayan ve fakat D samart’ta yayın yapan muhalif televizyon kanallarına acıyorum. D samart’ın yeni patronu Aydın Doğan’ın gösterdiği müsamahayı onlara gösterir mi?
Hiç zannetmiyorum.
Aydın Doğan’ın medyadan çekilmesi Türkiye’yi şimdikinden çok daha kötü günlerin beklediğinin habercisidir.