30 Aralık 2012 Pazar

HUKUK AYIBI


                         HUKUK AYIBI

Bir devletin “Demokratik Hukuk Devleti” olabilmesi için, yargılamanın belli kurallar çerçevesinde yürütülmesi şarttır.
Yargılama yapılırken, şüpheli ve sanığın temel insan haklarına, en başta da adil yargılanma hakkına saygı gösterilmesi gerekir, zira şüpheli, sanık önce insandır.
İnsan Haklarına saygıyı kendine esas almış bir hukuk sistemi içinde yargı, hukuka/kanuna aykırı olarak elde edilmiş bir delilin geçersizliğine karar vermek zorundadır.
Yasalara aykırı olarak elde edilmiş delillere dayanarak yargılama yapılıp sonuca gidilmesi, başlı başına adil yargılanma hakkının ihlalidir.
Adil yargılanma hakkı, kanuna uygunluğun çok ötesinde,  adil yargılanma hakkına ilişkin anayasa gibi ulusal veya ulusal üstü hukuk kurallarına uygunluğu ifade eder.
Bu nedenledir ki, usul yasaları emredici kurallardır. Hâkime, kanuna aykırı delil konusunda herhangi bir takdir hakkı tanımadığı gibi, hukuk devletini korumak adına, insan haklarını tehlikeye sokacak tüm davranışları da engellemek yükümlülüğünü getirir.
Nitekim Yargıtay 8. Ceza Dairesi, bir ev aramasında savcının bulunmadığı hallerde, muhtar ve iki köy ihtiyar heyeti üyesi bulunmadan yapılan aramada, evde bir adet kaleşnikof silah bulunduğu için, sanığı beş yıl hapse mahkûm eden Birecik Asliye Ceza Mahkemesi kararını; hazır bulunması gereken şahıslar bulunmadan ev araması yapılmış ve sanığında suçu inkar etmesi nedeniyle, sanık beraat ettirilmeliydi, gerekçesiyle, hukuka, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatlarına, Anayasa Mahkemesi Kararlarına uygun olarak bozmuştu.
Bu karar aslında bu ülkede yaşayan her kişinin hukuk güvencesine sahip olması açısından çok önemliydi.
Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu güvenceyi insanımıza çok gördü ve aramada bulunması gereken kişilerin bulunmamasının, arama kararı usulüne uygun alındığından ve her hangi bir hak ihlaline neden olmadan arama yapıldığından bahisle 8. Ceza Dairesinin kararını kaldırarak, Birecik Mahkemesinin, hukuka, AHİM kararlarına ve yasalara aykırı kararını onamıştır.
Bu kararın içtihat haline gelmesi halinde, artık hiçbirimizin hukuki güvencesi kalmamış demektir.
Bu mantık, yasa dışı elde edilmiş delillerle de yargı önüne getirilmiş olan herkesi mahkûm etmeyi kafaya koymuş, sanığı peşinen mahkum etmiş ceberut devlet anlayışının yansımasıdır.
 Bu anlayış  “sizi buraya tıkan irade böyle istiyor”  anlayışından farklı değildir.
Bu anlayışın egemen olduğu hukuk düzeninde, Silivri Mahkemelerinde hukuka, yasaya aykırı olarak,  düzmece, yönlendirilmiş tanık ifadeleriyle verilecek kararlar karşısında sanıklar kime güvenecektir.
Ülkenin Başbakanı bile dinlediğini söyleyebiliyorsa, arama veya dinleme kararının hukuka uygun alınmış olması tek başına bir güvence değildir.
“Şekli” sayılan şartlar yerine getirilmeden yapılan bu arama sırasında suçlanan şahsa yönelik uydurma, düzmece delillerin yerleştirilebilineceğinin de gözden uzak bulundurulmaması gerekir
Silivri davalarında, hukuka uygun surette alınmış arama kararları sırasında avukat bürolarına nelerin yerleştirildiği, bilgisayarla nasıl oynandığı  ortadayken, salt arama  kararı hukuka uygun olarak alındığından bahisle, kanunun aradığı diğer şartları görmezden gelmek kişi güvenliğini ortadan kaldırır.
Artık Silivri Mahkemelerinden  “Her ne kadar hard disklerle oynanmış, telefona haricen yükleme yapılmış ama”  bu arama kararları hukuka uygundur, bu nedenle bu delilleri hukuka uygun kabul etmek gerekir diye kararlar beklenebilir.
Bu durum çürük bir temel üstüne bina inşa etmeye benzer. Yani hukuka aykırı, hukuka uygun olamayan yollarla elde edilmiş delillerle hukuka uygun bir karar kuramazsınız.
Bu kararı veren Yargıtay Ceza Dairesi üyelerine sormak gerekir, savcının, iki ihtiyar heyeti üyesinin veya iki komşusunun bulunmasını şart koşan yasal düzenlemeyi kanun koyucu niçin yapmıştır?
Kanun koyucu abesle mi iştigal etmiştir?
Kanun koyucunun burada korumaya çalıştığı hak, özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığıdır.
Asıl bu tür hukuk ayıpları Türkiye’nin insan hakları puanını düşürür, dünya üzerindeki saygınlığını zedeler.