21 Ocak 2019 Pazartesi

SAYIN BAHÇELİ’YE BİR HATIRLATMA




Sayın Bahçel 17.01. 2019 Perşembe günü yaptığı açıklamada "Trump güvenli bölgeden bahsetmiştir. Bu bölge tamamen Türkiye'nin kontrolünde olacaksa diyecek bir şeyim yoktur. Güvenli bölge diye tampon bölgeye tamam diyeceksek Körfez Savaşı'nda yaşandığı gibi bir bölgeye izin vereceksek, bugüne kadar yaptıklarımızın üzeri çizilecektir. Milli irademiz rehin alınacaktır. Irak ve Suriye'den sonra sırayı Türkiye alabilecektir"
Bu açıklamayı yapan sıradan bir vatandaş olsa bilgisizliğine verir, güler geçersin, ama söyleyen iktidar ortağı bir partinin genel başkanı olunca iş çok vahim oluyor.
Sayın Bahçeli’ye önce şunu hatırlatmak lazım; devletlerin toprak bütünlükleri ve siyasal bağımsızlıkları Birleşmiş Milletler Şartı ile güvence altına alınmıştır. 
Şartın 2/4 maddesi : "Bütün üyeler uluslararası ilişkilerinde herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasal bağımsızlığına karşı kuvvet kullanma tehdidinde bulunmaktan veya kuvvet kullanmaktan kaçınırlar..."hükmünü taşımaktadır.
Durum bu kadar netken! Birleşmiş Milletler  üyesi egemen bir devlet olan Suriye'nin topraklarına, Birleşmiş Milletler kararı olmaksızın, silahlı kuvvet ile girerek, adına ne denirse densin, o devletin kontrolü dışında bir bölge oluşturmak Birleşmiş Milletler  Şartı'nın ihlali anlamına gelir ve bunun sonuçları ileride Türkiye içinde  çok ağır olur! 
Uluslararası hukuk açısından durum bu kadar net iken “Güvenli bölge Türkiye'nin kontrolü altında olacaksa, "tamam", tampon olacaksa "hayır" diyor Sayın Bahçeli O bölgede Türkiye'nin kontrolü olsa ne olur, olmasa ne olur! Bölgeyi biz kontrol edeceksek, o zaman bizi rahatsız eden PYDistan, o bölgenin de güneyinde kurulur. Bunu mu istiyoruz?
Bilmemiz ve uyanık olmamız gereken nokta, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde kurulacak  “Otonom Kürt Yönetimleri” Türkiye içinde uzun zamandır da  dış güçler tarafından tahrik edilen, ayrılıkçı hareketleri tahrik eder.
Bu ülkeyi kuranlar, güneyimizde  oluşacak olan Kürt Yönetiminin Türkiye’deki ayrılıkçı hareketleri tahrik edeceğini, bunun Türkiye için büyük tehlike olacağını boşuna söylememişlerdir.
Ayrıca, ülkemizin içinde yaşadığı ekonomik kriz ne kadar derinleşirse, önümüze konacak faturada o kadar ağır olacaktır.
Osmanlı’nın mali tarihini bilenler hesapsızca borçlanmanın nelere mal olduğunu iyi bilirler.
Trump’ın  “Türkiye’yi ekonomik olarak mahvederiz” sözü de patavatsızca, terbiyesizce söylenmiş bir söz değildir.
Nitekim, ABD’nin Kürtlerle tekrar “çözüm sürecine” dönülmesi telkinlerinin de tam bu dönemde  yoğunlaştığı göz önüne alındığında.
Ne şekilde olursa olsun, belirli bir bölgenin merkezi yönetimin denetimi dışını çıkarılması -orayı Türkiye kontrol etse de- Türkiye'nin çıkarına değildir. Böyle bir gelişmeye, bırakalım destek olmayı, şiddetle karşı çıkmaz isek vahim bir hata işlemiş oluruz. İşte o zaman Sayın Bahçeli’nin  istemediği olur, sıra Türkiye'ye gelir (onun dediği gibi "gelebilir" değil, "gelir").
Bu  konuda, iktidardan bir ses beklemek mümkün değil CHP'den de bu konuda bir ses geldi mi? Ben duymadım.. Zaten çıkarttıkları ses de hep ABD’nin  dümen suyu oluyor!
Ayrıca Ortadoğu coğrafyasında Rusya’yı yok kabul ederek de oyun kuramazsınız. Sayın Bahçeli bundan da bihaber gözüküyor.
İktidarıyla, muhalefetiyle bütün partilerimiz dış politika konusunda da tel tel dökülüyorlar!