7 Ocak 2019 Pazartesi

İŞİN ÇİVİSİ ÇIKTI


.

Ülke tam bir çadır devleti gibi yönetiliyor. Her şey bir adamın iki dudağının arasında, ne anayasa dinliyor ve ne de hukuk.
Bugünkü gazetelerde vardı, çiftçiye ve tarıma destek için kurulmuş olan Ziraat Bankası, spor kulüplerinin borçlarını yapılandıracakmış. Bunu bir yabancı ülke vatandaşı duysa, Türk tarımının ve Türk çiftçisinin herhangi bir sorunu yok ki, tarımı ve çiftçiyi desteklemek için kurulmuş banka spor kulüplerini desteklemeye başlamış diye düşünür.
Ey CHP Yöneticileri, Türkiye çadır devleti gibi yönetiliyor.Ziraat Bankasının amacı çiftçiyi ve tarımı desteklemektir. Amaçları arasında spor kulüplerinin borcunu yapılandırmak yoktur. Bankanın parası ve gücü varsa çiftçiye ve tarıma destek versin. Bunu siz dile getirmeyeceksiniz de kim getirecek.
O köylü bizim için milletin efendisidir.
Stadyumları “Atatürk’ün askerleriyiz” diye inleten  Türk Futbol seyircisi,  böyle  popülist politikalarla kandırılamazlar.
Ayrıca kulüp yöneticilerinin kötü yönetiminin bedelini  halk niye ödesin ki.
Ama olay sadece bu değil, AKP İktidarı elinde seçim kanunu açıkça çiğnenerek kurulan tek adam rejiminden sonra,  artık Anayasa'nın değiştirilemez demokrasi, laiklik, sosyal devlet, hukukun üstünlüğü hükümlerinin içlerinin boşaltılması ile yetinilmiyor, Anayasa'nın belli bir somut durum için yaptığı açık lafzi düzenleme de yok sayılıyor.Bu yok sayılırken de Anayasa bilgisi Orta okul “yurt bilgisi” dersiyle sınırlı olan bir şahıs tarafından da bu düzenlemelere karşı çıkanlar “Derslerine İyi Çalışmamışlar” diye alaya alınabiliyor.
Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'nin son hamlesi Binali Yıldırım’ın . adaylığı CHP tarafından demokratik yollardan engellenemez ise ki; Kılıçdaroğlu’nun konuyla ilgili olarak “Anayasaya aykırı ama seçimi bunun üzerinden götürecek değiliz” diye .beyanda bulunduğundan, artık Türkiye'de anayasanın hiçbir hükmü kalmayacak, bir kişinin iradesinin Anayasa yerine geçmesi olağan hale gelecektir. 
Bu tam bir gerçeğin önemsizleştirilmesidir. Gerçeğin önemsizleştirilmesi sadece iktidar sahiplerinin söylemleriyle  değil, ona yardımcı olan Ana muhalefet partisi tarafından da hayata geçiriliyor.
12 Eylül Askeri rejiminin egemenleri de “ Bizim söylediklerimiz Anayasa ile çelişirse anayasa bu yönde değişmiş sayılır “ buyurmuşlardı. Bu günkü durumdan hiçbir farkı yok.
Bir yasal boşluk, muktedirin bir beyanıyla  Anayasa'nın lafzına aykırı kıyas yoluyla doldurulabiliniyor.
Tabii bu çok doğal zira yıllar içinde Anayasa'nın açık ihlallerine karşı  eşit ve adil olmayan seçimlere ve onların sonuçlarına eylemli, zamanlı, demokratik tepki verilmeyince, bu noktaya gelindi.
Gelinen noktada CHP yönetiminin hareket alanı iyice daraldı. Yapabilecekleri fazla bir şey yok. Egemenleri kızdırmamak için açıkça görülmekte olan bir davanın sonucunu etkiyen bir kanun maddesini bile anayasaya uygun bulan  Anayasa Mahkemesi’nin ve tam kanunsuz bir kararla Anayasa referandumunu şaibeli hale getiren Yüksek Seçim Kurulu'nun nasıl tutum alacağı şimdiden belli. CHP yöneticilerinin yapabilecekleri yegane faydalı iş, istifa edip partinin başından çekip gitmeleridir.