3 Aralık 2018 Pazartesi

YALAN



Yalan hedef kitleyi aldatmak için bir kimsenin yalan olduğunu bildiği olguları uydurması veya doğru olduğunu bildiği olguları inkâr etmesidir.
Nitekim, birkaç gün önce ölen ABD eski başkanı George Bush ( Baba Bush) son 40 yılda bir dönem seçilebilen tek ABD başkanıydı. Neden mi? Halka "dudaklarımı iyi okuyun, yeni vergi yok" deyip, vergi koyduğu" için.
Yani burada Başkan Bush, yalan olduğunu bile bile halkından gerçekleri  saklamıştır.
Gelişmiş demokrasilerde seçmen "yalan söyleyen" siyasetçiyi seçmez diyor Sayın Cem Toker sosyal medya paylaşımında.
Ülkemizde de siyasetçiler gerçekleri çarpıtırlar.
Son günlerde bunun  en tipik örneklerinden biri de, Cumhuriyet döneminde bir zamanlar ezan okunmasının yasaklandığının  söylenmesidir.
Türkiye’de ezan okunması hiçbir zaman yasaklanmamıştır. Bunun böyle olduğunu, “Ezan yasaklandı” diyenler de biliyor. Ama buna hedef kitlenin inanacağını düşünerek söylüyorlar.
Örneğin ülke borç içinde yüzerken, itibar göstergesidir diyerek 15 uçaklık filo kurmak da ülkedeki ekonomik bunalım konusunda halkı kandırmaya çalışmaktır.
Bizde halka gerçekleri  söylemeyen sadece iktidar mensupları  değildir. Muhalefet mensupları da önce halka iktidarı suçlayan sözler söylerler, sonra iktidara payanda olup söylediklerinin tam aksini yaparlar. Örneğin, HDP bölücüdür onlarla hiçbir şekilde beraber hareket etmeyiz der, sonra payanda olduğu AKP öyle istiyor diye, “T.C” nin resmi kurumların tabelalarına geri dönmesi ile ilgili yasayı reddettirmek için HDP ile birlikte TBMM de yapılan oylama da çekimser kalarak yasanın reddini sağlarlar.  
Böyle gelişi güzel gerçek dışı beyanlar, davranışlar da yaygınlaşırsa bu durum, halkın demokratik yönetime olan inancını kaybetmesinin, otoriter yönetimlere meyil etmesinin önünü açar.
Bu yalanların yaygınlaşmaya başlaması, kamuoyunun siyasetçiler hakkında yalancılar güruhu olduğunu düşünmesinden dolayı siyaset kurumuna olan inanç azılır. Geniş kitleler demokrasiden uzaklaşıp totaliter bir düzenin beklentisi içine girerler.
Gelişmiş toplumlarda herhangi bir konuda halkına yalan söyleyen siyasetçi bunun bedelini bir daha seçilememekle öder.    
Bu sonucun  temel nedeni,  o ülkeler de özgür basının olmasıdır..
Bizim siyasi hayatımız yalanlarla doludur. Hatta o kadar kanıksanmıştır ki, siyasetçiler her hangi bir  ürüne zam yok derlerse, halk o mala zam geleceğini düşünmeye başlar ve de öyle  olur.
Son günlerde Türkiye de iktidar sahibi siyasetçiler çıkıp, “ekonomik kriz yok, bu büyük bir yalandır” diyebiliyorlar.
Ama artık geniş halk kitleleri de bunlara inanmıyor. Zira o hedef kitlede bu ülke de yaşıyor ve çarşıya pazara gittiği zaman acı gerçeklerle yüzleşiyor.
Hedef alınan o kitle bile işin vahametini anlamış olmalı ki, onlar bile doğruları öğrenmek için, bugün iktidara muhalif olduğu bilinen birkaç Televizyon kanalını seyredip, birkaç gazeteyi okumaya başlamışlar.
Yazılı ve görsel basına ne kadar egemen olursanız olun, her geçen gün kullanıcısı artan bir de sosyal medya gerçeği var, halk artık söylenen yalanların doğrularını buradan öğrenmeye ve takip etmeye başladı.