17 Aralık 2018 Pazartesi

SUSARSAN GEMİ BATARKEN KAPTANI SUÇLAMAYA HAKKIN OLMAZ



Kanadalı yazar, şair ve söz yazarı Leonardo Norman Cohen’in bir açıklamasını, bir değerlendirmesini, sosyal medyada okuyunca bende hemen paylaştım.
Ne diyordu yazar “Herkes biliyor geminin su aldığını, Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini ve herkes biliyor, zarların hileli olduğunu”
Zannedersiniz ki bu sözleri sanki  Türkiye’nin iktidarı ve muhalefeti  için söylenmiş, ama bir  cümle eksik kalmış, o cümlelerin sonuna  ama bütün bunlara susuyor geniş kitleler”  cümlesini ilave etmek gerekirdi,
Burada suçlu kim?
Her şeyi saklayan, gizleyen, hileli zar kullanan mı, yoksa her türlü olumsuzluğa karşı sesini çıkartmayan geniş halk kitleleri mi?
Bütün olumsuzlukları görüp, ister siyasi iktidardan, ister parti içi iktidardan korkup da bunları dile getirmiyorsanız tepki vermiyorsanız  uygar insan değilsiniz.
  Ekonomi batmışken, herkes kemerleri son deliğine kadar sıkmışken, eğer siyasi iktidar eliyle savurganlık yapılıyorsa, üç uçak yetmez, dördüncü uçağı da alalım diyorlarsa ve sende buna sessiz kalıyorsan, suçlu sensin.
Sen ekmeğe muhtaç iken, yetiştiği gecekonduda  adını bile duymadığı, duysa bile  doğru telaffuz edemeyeceği meyveyi şimdi iktidar sahibi olduğu için  yiyip de, “itibardan tasarruf olmaz” diyenlere tepkini göstermiyorsan sen  her türlü olumsuzluğa layıksın.
Sen asgari ücret 2200 TL olsun diye çırpınırken, yandaşlara, çoluğa, çocuğa devlet kasasından danışman adı altında, RÜYANDA   sana da ödendiğini  görsen hayra yormayacağın maaşlar ödenirken, “Dur bakalım kimin parasını” kime veriyorsun demezsen, sorumlu sensin.
Üstünden geçmediğin, belki de hayatın boyunca geçmeyeceğin köprüyü yapanlara senin sırtından ödemeler yapılmasına sessiz kalıyorsan, atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra sızlanmanın hiçbir anlamı yok.
İktidar böyle de muhalefet daha mı düzgün, o da ayrı sorun …..
Melih Aşık.” Bir muhalefet partisi iki yol izleyebilir… Biri iktidarın  yaptıklarını izleyip ona göre gündelik muhalefet yapmaktır. CHP’nin yaptığı budur… Diğer yol  ise Türkiye’nin mesellerine bakmak, üzerinde düşünmek, Türkiye’ye uygun vizyon ve hedef belirlemektir. Muhalefetini de, belirlenen  bu vizyon dahilinde yapmaktır. Maalesef  CHP bunu yapmamaktadır” diyerek ne güzel yazmıştı.
Türkiye’nin kurtuluşunu CHP’nin kurtuluşunda bulan kardeşim, iktidarın dümen suyunda yapılan kifayetsiz muhalefete hiç tepki verdin mi?
Vermedin, ne olur ne olmaz kızarlar diye değil mi?
Milyonlarca oy vereni varken, o milyonların içinden bir belediye başkanı adayı çıkartamayıp, daha beş ay evvel milletvekilliğine aday olup seçilmiş adamları, belediye başkan adayı yapmalarına sessiz kalıyorsan, suçlu sensin partili kardeşim.
Partin bir başka parti ile ittifak yapıp senin kentini o partiye bıraktı diye tepki vereceğine, senin ilinde binlerce üyen varken milletvekilini Belediye başkan adayı yapmasına tepki vermeyip, şimdi adayımızı geri çekip öbür parti adayını desteklemeyiz diye tepki vermen, sadece siyasi şov olur.
Senin partin seçim hilelerine tepki verdi mi? Vermedi. Peki bu tepkisizliğe sen tepki verdin mi?
Hayır.
Hani 50.000 avukatla YSK’nın önüne gideceğini söyleyen arkadaşın nerede?  
Atatürk’ün iki büyük eserimden biri dediği partisi, ideolojik olarak onun düşmanlarına teslim edildiği zaman tepki verdin mi?
Ne gezer, ya belediye meclisi üyeliği ya da milletvekilliği, belediye başkanlığı beklediğin için susuyordun, Şimdi konuşmanın artık bir faydası kalmadı. Atı alan Üsküdar’ı geçti.
Partin, CHP KAPATILSIN VAKIF HALİNE GETİRİLSİN diyenlerce   tüm kuruluş değerlerinden, devrimciliğinden  uzaklaştırılırken, bunu sessizce seyrettin.
İster ülke demokrasisi olsun, ister parti içi demokrasi olsun olumsuzluklara karşı demokratik tepkini vermiyorsan, susuyorsan,  gemi batarken de artık senin kaptanı suçlamaya hakkın olamaz.