1 Ocak 2018 Pazartesi

HER BİR KİTAP YENİ BİR UFUK DEMEKTİR.


Bugünlerde değerli siyaset adamı ve diplomat Onur Öymen’in her okuyanın bir şeyler öğreneceği ve fakat özellikle genç diplomatların hani birisinin söylemiyle genç monşerlerin, deneyimli bir monşerin deneyimlerinden istifade etmesi için okuması gereken, “Atatürk Cumhuriyeti’nin değerlerine sahip çıkan her yaştan gençlere…..” ithaf ettiği  ZOR ROTA isimli kitabını keyifle okuyorum.Siyasete ilgi duyan herkese de okumasını öneriyorum
Kitabı okurken tarihten ders alınsaydı tekerrür eder miydi? Düşüncesinin, söyleminin ne kadar doğru olduğunu zaman zaman ürpererek hatırlıyorum.
Elinde tek adam olmak için bütün imkan ve güç varken buna tevessül etmeyen, çağdaşlarından farkı ortaya çıkan büyük devlet adamı, büyük siyasi ve askeri deha Atatürk’e olan hayranlığım bir kat daha artıyor.
Atatürk’ün ölümü üzerine bir İtalyan profesörünün Atatürk’e dair yazının başlığı da: “Sezar, İskender, Napolyon ayağa kalkınız, büyüğünüz geliyor…” du.
Hitler ve benzeri meczupları okuyunca günümüzdeki örneklerini gördükçe o büyük insana olan sevgimiz  daha da artıyor.
  Kitapta, kendi memleketini ve insanlığı felakete sürükleyen Hitler’in nasıl tek adam olduğunu görüyorsunuz.
“Hitler Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg’un ölümünden sonra başbakanlık ile Cumhurbaşkanlığını birleştirerek her iki görevi de kendisi üstleniyor. Artık Almanya’da gerçek anlamda tek adam idaresi vardır.Weimar Cumhuriyeti tarihte kalmıştır. Devletin adı da  III. Reich , yani III. İmparatorluk olmuştur.Bu imparatorluk aynı zamanda bir korku imparatorluğu haline gelmiştir. Her yerde gizli polis GESTAPO’nun gölgesi hissediliyor.Halkın direnme gücü kalmıyor.Bir çok siyasetçi Çekoslovakya’ya  ve başka ülkelere kaçıyor. Hitler muhalefeti  tamamen tasfiye ediyor, basını susturuyor ve kendi propaganda organı haline getiriyor, yargıyı fiilen teslim alıyor ve devletin bütün gücünü kendi tekelinde topluyor.
Hitler’in dış politikası tamamen üstünlük ve yayılmacılık hedeflerine yöneliktir.Şunu da söylemek lazım ki, bu yayılmacılık fikri Hitler iktidarından önce de var. Weimar Cumhuriyeti’nde başbakanlık ve dışişleri bakanlığı yapan, üstelik sosyalist partinin de başkanı olan Gustav Stresemann, Alman soyundan gelenlerin yoğun olarak yaşadıkları ülkelerin, Almanya ile birleştirilmesi fikriyle tanınıyordu”
Kitaptan alıntı yaptığım bu kısacık bölüm, muhalif sese tahammülü olmayan, tüm gücü elinde toplayan, yargıyı kendine bağlayan, basını kendi propaganda aleti haline getiren demokratik yollardan iktidara gelen bir siyasetçinin bunu hazmedememesinin kendisini ve ülkesini nasıl bir felakete sürüklediğini bizlere gösteriyor.
Demokratik yollardan iktidara gelen bir siyasetçi yasama organındaki parmak çoğunluğunun her şeyi çözeceğine inanarak  güç hastalığına kapılırsa, duracağı yeri bilemez ise kendisine ve ülkesine büyük zarar verir.
Eğer Hitler’in bu megalaomanisine rağmen, İnsanlar gerçekten “Berlin’de Hakimler var” diyebilseydi, dünya bir Hitler felaketi yaşar mıydı? Milyonlarca insan ölür müydü?
Elbette yaşamazdı, milyonlar ölmezdi.
Hadi yeni yılın ilk gününde iç karartan şeylerden söz etmeyelim. 2018 de bütün iyiliklerin bu ülkenin güzel insanlarına olmasını, demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla yaşandığı bir Türkiye  dileyerek yazımızı bitirelim.