15 Ekim 2018 Pazartesi

OLMUYOR KEMAL BEY OLMUYOR.



Dün CHP genel başkanına rahip Brunson kararını sormuşlar. Aynen şunları söylemiş: 
"Önce kararı görmemiz lazım. Hangi gerekçelerle bu kararın verildiğine bakmak gerekiyor."
Bu cevap gerçek CHPli herkesi  çileden çıkarır. 
Sorulan soru salt hukuk kuralları içinde görülmüş olan bir davaya ilişkin olsa, elbette öyle bir yanıt vermek gerekir. Oysa, o davanın tümüyle siyasallaştığı ayan beyan ortada. Bunu dünya alem öyle görüyor.
Cumhurbaşkanı, birkaç ay önce, "verin papazı, verelim papazı" diyerek rahibin pazarlık için tutulduğunu açıkça ilan etmişti.
Rahip için ABD ayağa kalktı. Trump ve yardımcısı Pence, Cumhurbaşkanı’na  ve hükümete rahibi derhal serbest bırakmaları, bunu yapmadıkları takdirde sonuçlarına katlanacakları tehditleri savurdular. Ambargolar koydular.
Dünkü duruşma başladığı sıralarda Trump "Rahip Brunson ile ilgili çok çalışıyoruz (Working very hard on pastor Brunson)" şeklinde bir tweet atarak baskıyı sürdürdüklerini ima etti. Rahibin kısa sürede ülkesine döneceğini de ekledi ve dün ülkesine dönen rahip Beyaz Saray’da Oval Ofiste ağırlandı.
Rahipte Trump’a gösterdiği çabalardan ötürü teşekkür etti.Trump’ta “Uzun süre müzakere ettik, kesinlikle fidye ödemeyeceğimizi söyledik. Erdoğan’a teşekkür ediyorum, onun içinde kolay değildi….” Diyerek kararın hukuki değil siyasi olduğunu, ABD’nin tehdit ve baskılarıyla olduğunu  beyan etmiştir,
Zaten, dava görülürken bir ABD uçağının rahibi götürmek üzere hazır bekletildiği sonradan anlaşıldı. 
35 yıl hapis talebiyle yargılanan birisinin infaz hükümlerinden yararlandırılarak serbest bırakılmasını mümkün kılacak bir sürede  az bir ceza ile kurtarması içeride ve dışarıda çok dikkat çekti.
Genel başkan, daha önceki örnekleri (mesela Deniz Yücel olayını) hatırlatarak, yargının ne hale getirildiğini ve Türkiye'nin içine düşürüldüğü dış baskılara açık hazin durumu gösteren bu net tabloyu halka anlatacak yerde,  bir değerlendirme yapmak için gerekçeyi görecekmiş. Gerekçe kim bilir ne zaman yayınlanacak!
Bu ülkede bir çok namuslu, haysiyetli hukukçular var, bunlardan bir teki dahi verilen kararın hukuki olduğunu söylemez/söyleyemez. Bu kararın bağımsızlığını yitirmiş yargıya talimat ile  verdirilmiş bir karar olduğunu söyleyeceklerdir. 
İktidara her konuda stepnelik yapan Devlet Bahçeli bile kararı eleştirdi.
Kılıçdaroğlu adet haline getirdi, olaylar güncel ve sıcak iken Recep Tayyip Erdoğan’ı ve partisi AKP'yi hırpalayacak bir söz söylemekten ısrarla kaçınıyor. 
Mesela, darbe girişimi sonrası saraya ve Yenikapı mitingine gitti. İş işten geçtikten sonra, darbe girişiminin "kontrollü" olduğunu ve esas darbenin AKP tarafından yapıldığını söyledi. Bu sözlerinin hiçbir etkisi olmadı haliyle
Suriye politikası uygulamaya konulurken ya da açılım politikalarına  etkili bir karşı duruş göstermedi. Şimdi eleştiri yapıyor tabii kimse ciddiye almıyor, dinlemiyor.
16 Nisan referandumunun ve 24 Haziran seçimlerinin "gayrı meşru" olduğunu ilan etmek için haftalar bekledi, espri  konusu oldu.
Şimdi iktidar daha doğrusu Tayyip Erdoğan  Atatürk’ün vasiyetini çiğneyecek ona bile tepki vermiyor.
Genel başkan ABD'nin aldığı buyurgan tavrı da eleştirebilirdi. Herhalde aman ABD'ni kırmayalım diye onu da yapmadı ki; Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde hem de Amerika’ya karşı çok onurlu haysiyetli tavırlar sergilenmesi vardır.”Yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini alır” gibi,  Afyon kararı gibi, Kıbrıs çıkartması gibi….
Kılıçdaroğlu aynı açıklamasında, "Darısı, harp okulları öğrencilerinin, er ve erbaşların başına. Onlar da inşallah kısa süre içinde tahliye olurlar" da demiş.
Birisi hatırlatsa iyi olur: Siyasi parti genel başkanları etkili eylemlerle destekli politikalar benimseyip uygulayarak sonuç alırlar. "İnşallah" ile temennide bulunmak sokaktaki sıradan vatandaşların yapacağı iştir.
Halimiz tam da bir dostumun yazdığı,” Mozart’ın saraydan kız kaçırma operası vardı, dünyanın bildiği şimdi de bizim Saraydan Papaz kaçırma güldürümüz oldu, dünyanın güldüğü.” gibi