25 Haziran 2018 Pazartesi

ŞAPKAMIZI ÖNÜMÜZE KOYACAĞIZ.



Bir seçimi daha kaybettik. Şimdi umutsuzluk zamanı değildir. Şapkamızı önümüze koyup kendi hatalarımızı ve göremediklerimizi tespit edeceğiz.
Biz neyi eksik yapıyoruz, ya da hangi büyük kitleye ulaşamıyoruz öncelikle bunu tespit etmemiz gerekiyor.
Sayın Prof. Dr Necla Arat hanımefendinin söylediği gibi yaşadığımız bu seçim yenilgisi, bir demografik yenilgidir.
CHP’nin mitinglerde topladığı büyük kitle kentlileşmiş kitledir. Bugün seçmenin büyük kesimi köyden, kasabadan büyük şehirlere göç etmiş ama daha henüz kentlileşememiş bir kitledir.
Bu kitlelere ulaşmak için, bugünkü CHP yönetiminin terk ettiği işçi sınıfına, köylüye dayalı orta sol politikalara hızla dönülmelidir. Yani kimsesizlerin kimsesi olduğumuzu o geniş kitleye anlatmalıyız.
Açlıkta eşitlik değil, bollukta refahta eşitlik sağlayacağımızı insanlara anlatmalıyız.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 1930’ların CHP’si olmadığını söylemesi onun ne denli CHP’nin dışında kalmış bir birey olduğunu ortaya koymuştur.
Partiyi köklerine döndürmek için öncelikle tutucu kesimin isimleriyle başlayan flörte süratle son verilmelidir.
CHP’nin bugünkü yönetimi, emekten, köylüden yana, artık burjuva namusuna sahip işadamlarının bile dile getirdiği gelir adaletsizliğini nasıl değiştireceğimizi söylemeden, bu konularda projeler üretmeden boşa dönen kasnak gibi girilen 8 seçimi de kaybettik, bundan sonrakileri de kaybederiz.
Bugün partiyi yönetenler partiyi büyütmek için değil sanki AKP’ye destek olmak için partinin başına geldikleri kanaati giderek kuvvetlenmektedir.
Bugünkü parti yönetimi CHP’nin, siyasal heyecanını yok etmek için ellerinden ne geliyorsa onu yapmaktadırlar.
Artık CHP’lilerin ama YCHP’lilerin değil, şapkalarını önlerine koyup düşünme zamanıdır.
Artık, numaralı cumhuriyetçilerin bu partide işi olmaması gerektiğini anlamamız lazım