22 Haziran 2018 Cuma

HALA AKP’YE OY VERMEYİ DÜŞÜNÜYORMUSUNU?


HALA AKP’YE OY VERMEYİ DÜŞÜNÜYORMUSUNU?
AKP iktidara geldiği günden beri, iktidarlarına yakınlıkları  olanlara farklı ve özel uygulamalar yapan bir iktidardır.
Böyle bir uygulama kapitalizmin en vahşi uygulandığı ABD’de ya da uygar bir batı ülkesinde olamaz, düşünülemez dahi.
Çünkü oralarda güçlü bir kuvvetler ayrılığı vardır. Hakimler devleti yönetenlerin önünde düğme iliklemezler. Orada hakimler kimseden ve  özellikle de siyasi iktidar sahiplerinden talimat almazlar. Oralarda ne  yasama ve ne de yargı BİZDE OLDUĞU GİBİ TEK ADAMIN EMRİNDE DEĞİLDİR.
Bilindiği üzere AKP 16 yıldır iktidarda, bu 16 yıl içinde yani yaklaşık 192 ayda yandaşlarına istediği gibi kaynak aktarmak için, 22 Ocak 2002 de AB’ye uyum çerçevesinde yürürlüğe giren  Kamu İhale Kanunu tam 186  (yüz seksen altı) kez değiştirdi.
Bu elbette sadece AKP’li politikacıların çabalarıyla olmadı; onlar başaktördüler ama bürokrat ve işadamları da onlara yardımcı oldular.
Bürokrat ve işadamının katılmadığı yolsuzluk yapılması mümkün değildir.
Siyasetçi yolsuzluğa bulaşmamışsa da bürokrat yolsuzluk yapmaya cesaret edemez.
Ama unutmamak lazım ki bu ülke “Benim bürokratım işini bilir” lafını söyleyebilen siyasetçiler yüzünden  bu noktaya geldi.
Tabii yolsuzluk dünyanın her yerinde olur ama vahim olan vaka i adiye haline gelip yaygınlaşması ve sorumlularından hesap sorulmamasıdır.
Namuslu insanlar bugün Türkiye’nin de tam ortasında oturduğu bu kapitalizm uygulamasına “Ahbap Çavuş Kapitalizmi” diyorlar. Bunun yaşandığı bir diğer ülkede Putin’in Rusya’sı. Putin’in haberi olmadan  o ülkede kuş bile uçamıyor. Bütün ekonomik kararlar Putin tarafından veriliyor.
Siyasal iktidarları sadece muhalefet partileri denetlemez, özgür basın varsa en önemli denetçi odur. Bugün Türkiye’de yandaş medya egemendir. Basın özgürlüğü söz konusu değildir. Basın özgürlüğü olmadığı için, yani yolsuzluk sistemine çomak sokacak bir basın kalmadığı
için yolsuzluk sistem haline geliyor ve geldi.
Düşüne biliyor musunuz bu memlekette “milletin a…..,koyduk” diyen işadamı, en fazla himayeye mahzar iş adamı muamelesi görüyor.
Eğer bu memlekette bürokrat  siyasetçiden cesaret almasa, Soma maden faciası yaşanır mıydı? 301 can hayatını kaybeder miydi? Niye oldu bütün bunlar, siyasetçi, işadamı, bürokrat vıcık vıcık   ilişkisi nedeniyle ciddi şekilde denetlenmeyen, eksikliklerine rağmen çalışmasına izin verilen  maden ocağı bu cinayetin nedeniydi.
Ziraat Bankasının görevimidir, çiftçi açlıkla boğuşurken, onu desteklemek yerine, bir basın organına el konulması için yandaş işadamına teminatı bile eksik olan  döviz kredisi vermek. 
Tabii böyle bir ahbap çavuş kapitalizmini yürürlüğe sokmak için AKP tam anlamıyla hısım- akraba, ahbap-çavuş ilişkilerine dayalı bir yönetim modeli kurdu. Damat bakan, bakanların  akrabaları liyakate bakılmaksızın en üst görevlerde. Bir işe girebilmek için en önemli belge, ne diploma ne bir başka şey tek önemli olan AKP parti teşkilatının onayı.
Tabii bu arada bugüne kadar Sayın Erdoğan açık hava toplantıları yaptı, televizyonlara çıktı çok bekledim, liberalizm açısından şu ahbap çavuş kapitalizmini ve de ilişkilerini anlatır diye  ama maalesef böyle bir şey yapmadı.
Yargı bağımsızlığının  ortadan kalktığı, hukukun üstün olmadığı, devlet imkanlarının siyasal iktidar için seferber edildiği eşitler arasında olmayan bir seçime gidiliyor.
Bu şartlar altında hala  AKP’ye gönül rahatlığı ile oy vermeyi gerçekten düşünen var mı acaba?
Namık Kemal ne demiş “Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini, Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?” elbette bugün bir Mustafa Kemal yok, ama onun takipçisi olan   bizler aynen onun gibi  Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, bulunur kurtaracak bahtı kara maderini” diye  haykıracağız.