25 Mayıs 2018 Cuma

ŞİMDİ ELEŞTİRMENİN ZAMANI MI?



CHP’nin mevcut yönetimi yıllardır, tüm haklı eleştiriler karşısında “şimdi eleştirmenin sırası değil” sözünü yardakçılarına söyleterek eleştirenlere saldırttı.
Ben şahsen bu laftan iğreniyorum. İğreniyorum çünkü bu laf beceriksizliklerin, yanlışların üstünü örtmekten başka hiçbir işe yaramadı.
Türkiye bugün çok önemli bir seçime gidiyor. 16 yıllık tek adam rejimi yıkılmak üzere, onun için seçim sonuçlanıncaya kadar hakikaten savaş baltalarımızı topağa gömelim, ama gömdüğümüz yeri de unutmayalım.
CHP milletvekili aday listelerini açıkladı, bir anda kıyamet koptu. Milletvekili adayları merkez yoklaması yöntemi ile tespit edildiği her seçim öncesi bu tür tepkiler olur.
Cumhuriyet Halk Partililer, ama Yeni-CHP’liler değil, artık parti içindeki aksaklıkları, yanlışları söylemek zorundadırlar.
Yıllardır, Kurultaylar parti ve ülke sorunlarının tartışıldığı bir demokrasi arenası olmaktan çıkmış, Kurultayların ilk gününde Genel Başkan ve Genel Başkan adaylarının konuşmalarını dinlenir, Genel Başkan seçilir sonra ikinci gün de üzerine  Genel Başkanın gölgesinin düştüğü organ seçimlerini yaparlar.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin halka umut olduğu dönemlerde, parti içi ve ülke sorunları enine boyuna tartışılır, ondan sonra  üstlerine Genel Başkan gölgesinin düşmediği organ seçimi yapılır, bundan sonra Genel Başkan seçilirdi.
Ben 12 Eylül 80’den  bugüne kadar, ülke ve parti sorunlarının delegeler tarafından enine boyuna tartışıldığı bir Kurultay hatırlamıyorum.
Parti, ülkedeki “tek adam rejiminden” yakınılırken, parti  de tek adam rejiminin alası yaşanmaya başlandı. O kadar ki,  partinin Cumhurbaşkanı adayını  belirlemek yetkisi  hem  parti meclisinde hem de  parti gurubunda oy birliği ile Genel Başkana bırakıldı. O da “Kafamdaki Cumhurbaşkanı  adayını eşim bile bilmiyor”  diyerek övüne bildi.
Partinin yönetimi tek adama bırakıldığı  zaman, tek adamlığa destek olanların, olanlardan ve olacaklardan şikayetçi olmaya hakları yoktur.
Zira onlar, daha baştan kendilerine lüzum olmadığını kabul etmişlerdir. Şimdi niye kızıyorlar anlamak mümkün değil.
Onlar değil miydi oy birliği ile Cumhurbaşkanı adayını ve milletvekili adaylarını belirleme işini Genel Başkana bırakan, şimdi neye şikayetçiler.
Onlar Genel Başkanın  tek seçiciliğine baştan icazet vermişlerdi. O da verilen bu yetkiyi kendi dünya görüşüne göre kullandı.
O da kendi dünya görüşüne uygun, Cumhuriyet Halk Partili olmayan, Cumhuriyet Halk Partisi ilkeleriyle uyuşmayan insanları, Atatürk düşmanlarını parti listelerine koydu.
Partide ki tek adam rejiminin  ne hale geldiğini en güzel örneğini, bir Milletvekilimiz verdi.
Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adayı gösterileceği duyulunca buna karşı çıkan bir milletvekiline  Genel Merkez’den bir haysiyet  yoksunu, sahibinin sesi telefon ederek “ Bu konuyu çok kaşırsan Milletvekilliğinden olabilirsin” diye kendisin iki defa uyarmış. Milletvekili arkadaşımız haklı itirazına devam edince de söylenen olmuş. Listeye konmamış.
Listeye giremeyen bir başka grupta, sanki partideki Atatürkçüler ilk defa tasfiye ediliyormuşçasına bütün Atatürkçülerin tasfiye edildiğini söylüyorlar.
Bu tepkiler sonrası insanın içinden öğleden sonra günaydın demek geliyor.
Ama şimdi bağırmanın çağırmanın, eleştirmenin zamanı  değil; şimdi yapılması gereken, eleştiriyi bırakıp, Tayyip Erdoğan’ın kurduğu bu tek adam rejimini yıkmak, partinin Cumhurbaşkanı adayını seçtirmek için var gücümüzle mücadele etmek olmalıdır.
CHP’deki vahim gidişi gören ve kamu oyuna anlatanların sayısı ben dahil, maalesef birkaç kişiyi geçmedi. Aslında bu vahim gidişi gören bir çok partilinin ihtirasları ve beklentileri Cumhuriyet Halk Partisi’ni  bugünkü duruma getirdi.