11 Ocak 2015 Pazar

BÜTÜN PİSLİKLER DÖKÜLÜYOR


Cuma günü satışa sunulan Emniyet Genel Müdürlüğü eski İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun’un “İN Baykal Kaseti, Dink Cinayeti ve Diğer Komplolar” isimli kitabını okudum.
Diğer olayları bilmem, ama biz CHP’lileri ilgilendiren CHP’nin “kalıba dökülmesi”, “yeniden dizayn edilmesi” ne neden olan “Baykal Kaseti” bölümünü çok dikkatli okudum.
Hayatta olan kişilerle ilgili bir konu yazılıyorsa o kişinin de görüşüne başvurulması gerektiği kanısındayım.
Ancak bu yapılmamış. Örneğin Baykal’ın Pensilvanya ile telefonla görüştüğü yazılmış, Baykal Pazar günü yani dün yayınlanan Milliyet Gazetesinde bu iddiayı şiddetle reddetmiş.
Kendisine sorularak, bu doğrulanabilinirdi.
Ayrıca kitaba baktığınız zaman olaylar karşısında tek suçlu olarak F tipi Cemaat gösteriliyor.
Bu bir suç şebekesi ise bunun diğer ortağı da AKP İktidarıdır.
Ergenekon, Balyoz gibi davalar için o tarihte Başbakan olan Tayyip Erdoğan “Ben bu davanın Savcıyım” dememiş miydi? “Ne istediniz de vermedik” diyen yine aynı zat değil miydi?
Daha iki gün evvel Bülent Arınç Bursa’da yaptığı konuşma da “Cemaatin önünü açtıklarını” ikrar etti.
Demek ki, kumpas operasyonlarının tek suçlusu Cemaat değilmiş.
Baykal kaset operasyonunda, ismi belli bir çilingir var. Onu götürüp kapıyı açtırıp operasyonu yapan beş polisten söz ediliyor. Kitaptan anlaşıldığına göre bu çilingir devamlı Emniyet için çalışan işinin ehli bir zanaatkâr.
Devamlı çalıştığına göre, kendisini götüren polisleri tanıması lazım. Niye bu beş polisin kim olduğu ortaya çıkartılmıyor.
Bu arada sosyal medya’ya başka bir tweet düşüyor. Bir zamanlar can kuşları olan, şimdi düşman ilan ettikleri Mehmet Baransu isimli gazeteci “1-Sözde barış sürecinin önünde en büyük engel Baykal görüldüğü için birileri düğmeye basmış mıydı? 7 Şubat mit dosyası açılsın. Kasetçiler????” “2-7 Şubat MİT dosyasını açıklamaya var mısınız? Tepindiğiniz Baykal kasetinin tüm ayrıntıları o dosyada olabilir mi? Baykal Türkmendi değil mi” şeklinde iki tweet atarak, iktidarın kaset olayının içinde olduğunu ima ediyor, imadan da öte haykırıyor.
Sosyal Medya’ya da  Tayyip Erdoğan’a Baykal kasetinin getirilip, onun da bunu gözlüklerini itinayla takarak seyrettiğinin görüntüleri düşmüştü.
Kitapta da yazıldığı gibi, Kılıçdaroğlu bu komplonun ardında Recep Tayyip Erdoğan’ın olduğunu iddia etmişti. Kılıçdaroğlu Erdoğan’ı doğru söylememekle itham ettikten sonra “O görüntüleri izlerken gözlüğünü nasıl taktığını çok iyi biliyorum” , “Bir değil, birden fazla görüntüyü izlediğini de çok iyi biliyorum” demişti.
Şimdi cevaplanması gereken sorular çok net.
1-Operasyonu yapan bu beş polis kimlerdir?
2-Tayyip Erdoğan’ın gözlüklerini itinayla takarak ve hiçbir şaşkınlık emaresi göstermeden seyrettiği kaseti veya kasetleri kendisine kim getirmiştir.
3-Tayyip Erdoğan’ın bu kaseti veya kasetleri  seyrederken çekilen görüntüsünü, Kemal Kılıçdaroğlu’na  kim veya kimler vermiştir.
4- Bu Mehmet Baransu’nun sözünü ettiği 7 Şubat tarihli MİT raporunun içinde ne var?
5-Sözde açılımın önündeki en büyük engel Baykal görülerek CHP dizayn edilmişse, kalıba dökülmüşse, Kılıçdaroğlu’na gölge CİA diye nitelenen Stradford isimli ABD’li kuruluşun TR-705 Kod numaralı, Atatürk’ü, İsmet Paşayı “katil, katliamcı” olarak nitelemekten çekinmeyen haber kaynağı da bu şekillendirmenin kendisine dayattığı bir isim midir?
6-CHP’de Baykal’la beraber, diğer bütün ulusalcılar, sözde açılımın önünde engel görüldükleri için mi tasfiye edildiler? Bu öneri, telkin kimden kimlerden geldi?
7-Ekmelettin İhsanoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı gösterilmesini de aynı çevreler mi telkin etti?
7-Cemaatle yakınlıkları bilinen Kılıçdaroğlu tarafından partiye devşirilen başta Erdoğan Toprak ve diğer cemaatçiler de bu “dizayn”,”kalıba dökme” olayının   bir parçası mıdırlar?
Bu  ve buna benzer sorular olay anında Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan ve CHP’ni dizayn edilmesi sonucunda CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu tarafından cevaplanmak zorundadır.