7 Ocak 2015 Çarşamba

ASIL OLAN KAMU VİCDANIDIR.


Dört eski Bakan hakkında kurulan soruşturma komisyonu, AKP li üyelerin oylarıyla Yüce Divana sevklerine gerek olmadığına kararı verdi.
Bu bir aklanma olmadığı gibi, TBMM’nin son kararı da değildir. Yüce Divan’a sevk edilip edilmeyecekleri konusunda son sözü, TBMM Genel Kururlu söyleyecektir.
Buradan da Yüce Divan’a sevk kararı çıkmasının zor olduğunu düşünüyorum. Ama yanılmayı da çok arzu ediyorum.
Bütün milletin gözleri önünde cereyan etmiş, mide bulandıracak konuşmalar, rüşvetlerin nasıl verildiği ortalara saçılmış ve en sonunda da bir kamu kuruluşu olan MASAK uzmanın soruşturma komisyonuna verdiği rapora rağmen Yüce Divan’a sevk edilmeme kararı kamu vicdanını kanatmıştır.
Tayyip Erdoğan ve onun sözünden çıkamayan AKP’liler 17/25 Aralık soruşturmalarını, insan aklıyla alay edercesine,  bir darbe olarak niteliyorlar.
Eğer 17/25 Aralık süreci bir darbe süreci idi ise bu dört eski bakanı niye görevlerinden istifa ettirdiniz. Niye bu insanları o zaman savunmadınız da şimdi darbe süreci diyorsunuz.
Sizde bunun bal gibi bir yolsuzluk operasyonu olduğunun farkındasınız.
Önce dokunulmazlığı olmayan bakan çocuklarını ve İranlı enişteniz hakkında, takipsizlik kararı verdirdiniz.  Sonra buna yapılan itirazı Adalet bakanınız tarafından atanmış Sulh Ceza Hakimine “itiraz edenler fiilden zarar görenler olmadıkları” gerekçesiyle ret ettirdiniz, ondan sonra da çıkıp hiç yüzünüz kızarmadan, bakanların çocuklarını aklayan mahkeme kararı var diyorsunuz.
Takipsizlik kararı bir mahkeme kararı değildir, yeni bir delil çıkması halinde her zaman soruşturma tekrar açılabilinir.
AKP li komisyon üyelerinin Yüce Divana göndermeme yönünde kullandıkları oyları, vicdanlarının sesi yönünde değil, Tayyip beyin arzusu yönünde olmuştur.
Büyük bir ihtimalle de TBMM Genel Kurulundan da aynı yönde bir karar çıkacaktır.
Tayyip bey çıkıp milli irade darbeyi önledi diyecektir. Bir Allahın kulu da çıkıp kendisine “Meclisteki çoğunluğunuz ve hatta tüm Meclis Genel Kurulu Milli iradeyi temsil etmez, olsa olsa sandığa gidip oyunu kullananların siyasal tercihini temsil eder demeyecektir.Bugüne kadar denmediği gibi.
Bu eski bakanlar hakkında  Genel Kuruldan da Yüce Divan’a sevk edilmeme kararı çıkartsanız dahi bu o ın aklandığı anlamına gelmez.
Bunun tek anlamı vardır, o da  ŞİMDİLİK kurtulmuş olduklarıdır.
Asıl olan kamu vicdanında aklanmaktır. Bu kararlar onların aklanmasını sağlamamaktadır.
Nitekim, bir suçu örtme telaşı içinde olduğunuz o kadar açık ki; Bakanların çocuklarıyla yaptıkları telefon konuşmalarının tapelerini, bunların birbirleri aleyhine tanıklıktan çekinme hakları olduğu gerekçesiyle imha edeceğinizi söylüyorsunuz.
 Bu işleminiz delilleri karartmak olur.
Burada bakanlar ve çocukları birlikte suç işlemek şüphesi altındadırlar, bu nedenle bu kişiler arasındaki telefon dinlemesi,  dinleme ve kayıt yasağına tabi değildir. 
 Ne yaparsanız yapın ne söylerseniz söyleyin, kimse bu söylediklerinize inanmıyor.
Her dakika kamuoyu araştırması yaptırıyorsunuz, hadi yüreğiniz yetiyorsa, tarafsız, sizden nemalanmayan bir kamuoyu şirketine, hem de kendi seçmeniniz arasında bir kamuoyu araştırması yaptırında görün, size oy verenlerin bile yüzde kaçı yapılanın yolsuzluk olduğuna inanıyor.
Asıl olan parmak hesabıyla aklanmak değil, asıl olan kamu vicdanın ne dediğidir.
Bu davranışınızla halkın siyasetçiye ve Yüce Gazi Meclise  saygısını yitirttiniz.
 Sizin hayaliniz bütün gücün  Tayyip Erdoğan’ın elinde toplandığı bir otoriter rejim, ama olmayacak, bundan başarılı olamayacaksınız.
Elli beş, altmış tane, vicdanının sesini dinleyecek, Tayyip Erdoğan’dan değil, halkın küçümseyen bakışlarından, çocuklarının yüzüne bakamamaktan korkacak dürüst milletvekiline ihtiyaç var.
Bu Milletvekilleri Yüce Gazi Meclisin onurunu koruyacaklardır ve ben böyle Milletvekillerinin var olduğunu düşünüyorum, umut ediyorum.