25 Ağustos 2017 Cuma

Bugün 26 Ağustos


Bugün 26 Ağustos büyük tearuzun başlayışının 94. Yıldönümü.Bu gün 30 Ağustosta, kan ve gözyaşı ile yoğrulmuş bir kuşağın, emperyalizmin uşaklarına karşı kazandığı zaferin başlangıcıdır. 20. Yüzyılın başından beri cepheden cepheye koşmuş, cephelerde en yakınlarını yitirip kendi elleriyle toprağa bırakan yorgun gövdelerin zaferinin başlangıç yıldönümüdür.
26 Ağustos 1922 sabahı Afyonkarahisar çevresinde toplanmış İngilizlerin deyişiyle                                                                                                                                                   “kiralık silah”             Yunan mevzilerine topçu bataryalarının açtığı ateş, Akdeniz kıyılarında  sona erecek büyük taaruzun başlama işareti oluyordu.
30 Ağustosta kazanılan bu zafer sadece emperyalizme karşı bir başkaldırının simgesi değildir. Yorgun, bitap bir ulusun kendisine duyduğu özgüvenin, misak-ı milli sınırlarını korumak için nasıl harekete geçtiğini göstermesi bakımından anlamlıdır.
Sakarya Meydan savaşı ile Mustafa Kemal’in emir ve komutasındaki Türk Orduları stratejik bir zafer kazanmışlardı. Sakarya Meydan savaşı ve onu izleyen başarıların gerçek anlamını kavraya bilmek için bu gelişmelere ulusal sınırları da aşan bir açıdan  bakmak gerekir. Emperyalizme karşı kazanılan bu büyük zafer, sömürülen bütün doğu halkları Mustafa Kemal’de bir ön savaşçı, bir gün bağımsızlığa açılacak olan girişimin ışıklarını görüyorlardı.
Nitekim, Hint Ulusal Kongresi Önderi Gandi,, Mısır VAFT partisi kurucusu Said Zaglul, Rif Boylarında Fransız ve İspanyol sömürgecilerine karşı savaşan Faslı önder Abdülkerim, Afgan Kıralı Emanullah’tan gelen yüreklendirici  mektuplar, Mustafa Kemal’in evrensel mesajının tüm ezilen uluslarda karşılık bulduğunun birer belgesiydi. 
Hindistan’da Türkiye çalışmalarının öncüsü olan  Prof. Dr Mohammed Sadig Türk Devrimi ve Hindistan Özgürlük Hareketi adlı önemli araştırmasında  diyor ki: “Onun etkisi Türkiye’nin sınırlarını aşarak çok uzaklara uzanmış ve sömürü tutsaklığı altında inleyen herkese esin kaynağı olmuştur. O yeni bir uyanışın kapısını açmış, Asya da özgürlüğü başlatmıştır. O yeni bir uyanışın kapısını açmış. Asya’da Özgürlüğü başlatmış.Türkiye’deki kurtuluş akımıyla Ankara’da sömürgeciliğin ölüm çanlarını çaldırmıştır”  (Prof. Dr Türkkaya Ataöv’den naklen)
Mustafa Kemal’in bu büyük askeri başarıları sömürülen bütün doğu halklarına bir ışık olurken, bu ülkede bugün olduğu gibi o günde emperyalizmin uşakları vardı.
Dıs düşmanla uğraşan Mustafa Kemal ve arkadaşları aynı zamanda iç isyanlarla da uğraşıyorlardı.
26 Ağustostan başlayarak Mustafa Kemal Türk Ordusunu zaferden zafere koşturdu, Türk ulusu bağımsızlığını , Türkiye ülke bütünlüğüne kavuştu. Atatürk’ün deyişiyle “ Amacımız ulusal sınırlarımız içinde  toprak bütünlüğümüzü, aynı zamanda da  tam egemenliğimizi elde etmektir.Bizi bu amaçtan alıkoyacak her hangi bir güce karşı savaşacağız.”
Ulusal kurtuluş hareketinin lideri, düşmanı sadece askeri olarak yenmenin yetemeyeceğini Osmanlı İmparatorluğu deneyinden ötürü çok iyi biliyordu.Askeri alanda düşünülen taktik ve stratejik planların siyasi alanda da uygulanması gerektiğinin bilincindeydi.
Birinci Dünya savaşının mağlubu dört devlet içinde yalnız Türkiye, kendine galip devletlerin zorla imzalattıkları Sevr’i yırtıp atıp Lozan’ı kabul ettirerek savaştaki zaferinin ardından bir de diplomasi zaferi  eklemiştir. Birinci Dünya savaşının dört mağlubundan ne Almanya Versay, ne Avusturya  St Germain, ne Macaristan Trianon  ve ne de Bulgaristan  Neuilly antlaşmalarını kendileri değiştirebilmiştir.
Bize  tam bağımsız bir ülkenin çocukları olma hakkını veren başta Mustafa Kemal ve arkadaşlarının,  acılı ve yorgun savaşçılarını saygıyla anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eyiliyorum.