5 Eylül 2016 Pazartesi

BİRAZ CİDDİYET BEYLER


Kırk yılını bu ülkenin diplomasisine vermiş, bildiğim kadarı ile bugüne kadar CHP’den başka bir partiye oy vermemiş bir dostumun bana gönderdiği mektubunu noktasına dokunmadan sizlerle paylaşmak istiyorum.
“Aslan CHP, güneyindeki gelişmeler bağlamında, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu “beka” sorunun ciddiyetinin farkında değil belli ki..
Fırat Kalkanı harekatı üzerine Genel Başkan twitter hesabı üzerinden iki mesaj yayınladı. Şöyle dedi:
Ülkemiz için büyük tehdit olan İŞİD terör örgütü ile mücadele etmek hepimizin görevidir.’
‘İŞİD’e karşı mücadele veren kahraman askerlerimizin sağ salim ülkemize dönmelerini diliyorum’
Açıklamanın  şekli ve içeriği CHP’nin ve Genel başkanı’nın konunun ciddiyetinin  farkında olmadıklarını gösteriyor.
Böyle önemli bir konu twitter üzerinden ‘dostlar alış verişte görsün’ misali mesajlar ile geçiştirilemez. Etraflı bir değerlendirme ve açıklama yapılır. O açıklamada harekat elbette desteklenir. Ancak, harekata mecbur kalma aşamasına nasıl gelindiği, hangi yanlışların arka arkaya yapıldığı-ve halen yapılmaya devam edildiği-, bundan sonra ne yapılması gerektiği kamuoyuna anlatılır.
İŞİD terör örgütü ile mücadele etmek hepimizin görevidir’ ne demek? Yani sokaktaki vatandaş, Kemal Kılıçdaroğlu, herkes İŞİD İle mücadele mi edecek? Ciddiyetsiz kahvehane kıvamındaki üsluba bakar mısın!
Bu sabah (yani 1 Eylül) Erdoğan Toprak isimli MV Halk Tv’de idi. Biraz dinledim. O ara söylediklerini duyunca kulaklarıma inanamadım. Şöyle dedi:
‘ Şu an Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunmak gerçekçi değildir. Esad, insan kaynaklarını kaybetti. Suriye’yi sana verdik’ desek, ülkeyi yönetecek insan kaynağı yok. CHP’nin önerisi bir uluslararası toplantı düzenlenerek Suriye sorununa çözüm bulunması. 2012’de bunu söylemiştik, şimdi de söylüyoruz’
Neresinden bakarsan vahim sözler…
Suriye’nin toprak bütünlüğünü sonuna kadar savunmanın ulusal çıkarımızın mutlak gereği olduğunu bu arkadaş bilmiyor mu? Ya Türkiye’nin ulusal çıkarlarının gereklerinin farkında değil, ya da yapıştığı ABD kuyruğunu bırakmak niyetinde değil…
Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunacağını, ABD dahil bütün taraflar söylüyor. Bunu tartışmaya açmak CHP’ye mi düştü.
Arkadaş ‘üniter devlet’ diyeceğine, ‘toprak bütünlüğü’ dediğini varsaysak dahi ikisinin arasındaki farkı bilmiyor olması da vahim! Suriye’de federasyona yeşil ışık yakıyorsa, o ayrıca  vahim…
Uluslararası konferans önerisine gelince. O teklif 2012 de de yanlıştı şimdi de yanlış.
2012 de kriz daha yeni iken, bölge dışı büyük devletleri işin içine davet etmenin bir manası var mıydı? Öyle çok taraflı toplantılardan Türkiye’nin ulusal çıkarları istikametinde kararlar çıkarılması mümkün olmayacağı belli değil mi? Nitekim, olmadı. Önerilmesi gereken çözümün bölgesel ölçekte aranmasıydı.
Şimdi CHP’den beklenen, çözümün, Bağdat ve Şam ile yakın işbirliği halinde, bölgesel ölçekte aranmasını önermesidir.
Dış politika konusunda CHP’de kime rast gelirse, o konuşuyor. Bazen Gürsel Tekin, bazen Öztürk Yılmaz, bazen Erdoğan Toprak, bazen başkaları. Söylenenler her zaman birbirini tutmuyor…kafalar karışık.
Çok seslilik bu değil herhalde” 
Söylenenlere itirazı olan var mı?
CHP’den G-20 zirvesi ile de ilgili ciddi bir açıklama şu ana kadar gelmedi.
Özellikle Erdoğan ile Obama görüşmesinde “palis gerçeği” denen, aksi söylenemeyecek “ Türkiye Yalnız bırakılmamalıdır”, “Türkiye NATO’nun  güçlü bir üyesidir.”  Cümlelerini çıkarsanız Türkiye’nin beklentilerini karşılayacak fazla bir şeyin çıkmadığını görürsünüz.
Yapılan açıklamalara bakılırsa o görüşmelerde söylenmeyenler söylenenlerden daha önemli. Örneğin ABD inkar edilmeyecek bir gerçek olan PKK-PYD bağlantısını  hala kabul etmemekte ve PYD’yi bir terör örgütü olarak görmemekte ısrarlı.
Türk silahlı kuvvetlerinin Suriye’ye başlattığı ve şimdilerde önemli sonuçlar aldığı operasyon ortadayken müttefiklerimizin hala İŞİD’le mücadele de PYD’nin en güvenilir güç olduğunu kabul etmeleri aykırı gibi görünmekle beraber Türkiye buna ses çıkartamaz zira 29 Ekim 2014 de Obama’nın ricası üstüne Barzani Peşmergeleri Türkiye üzerinden geçirilerek o bölgeleri elimizle PYD’ye teslim ettiğimiz düşünülürse söylenecek fazla bir şeyimiz kalmıyor.
Bu nedenle CHP’nin dış politika olaylarında ciddi,tutarlı ve uzun vadeli düşünerek bir şeyler söylemesi gerektiğini anlaması gerekiyor.