23 Haziran 2017 Cuma

LAİKLİK CİDDİ ŞEKİLDE TEHDİT ALTINDADIR


 Yaşamın bütün yönlerinin islamlaştırılması projesinde durmak yok, yola tam gaz devam...
Geçtiğimiz hafta içinde TBMM'de ilgili komisyonda  kabul edilen "Sanayinin geliştirilmesi ve üretimin teşvik edilmesine dair kanun" tasarısı ilgili komisyonda kabul edilmiş tasarıda  "sanayi tesislerinin hafta sonu çalışmak için artık belediyelerden ruhsat alma zorunluluğu kaldırıldı" gibi bir bölüm dikkat çekiciydi. 
Sanayi tesislerinin hafta sonu çalışabilmek için belediyelerden aldıkları ruhsat bedelinden kurtulmalarını sağlamak amacıyla, lütfen dikkat, 2/1/1924 tarih ve 394 sayılı Hafta Tatili Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmak isteniyor. Bu kanunda 1935'de yapılan değişiklikle  hafta sonu tatili Cuma gününden Pazar gününe alınmış.
Bir yükümlülüğü ortadan kaldırmak bahanesiyle 93 yıllık yasa yürürlükten alınıyor.
Bu durumun hafta sonu çalışmak zorunda olan sanayii kuruluşlarından harç alınmasını önlemek için yapıldığı söylenmektedir.
Eğer gaye hafta sonu çalışmasından alınan ruhsat harcını ortadan kaldırmak ise,  "ruhsat bedeli alınmayacaktır" dersin olur biter. Kanunu neden yürürlükten kaldırıyorsun. Amaç açık!
Hal benin gördüğüm ve bildiğim gibi ise, vahim ötesi bir durum. Başka bir yasada veya anayasada hafta sonu tatili düzenlemesi yok ise, Türkiye'de artık hafta sonunun "Pazar" olduğuna dair bir yasa bulunmuyor! Boşluk var.. 
Şimdi, son hamle ile, hafta sonu tatili hakkında gerçekten bir boşluk oluşmuş olacak, önce yandaş özel sektör işletmeleri tatili cuma yapmaya teşvik edilecek/zorlanacak. Zaman içinde kamu kurumlarını da içine alacak şekilde ikili uygulama yaygınlaşacak. Sonra da "genel talep"in arzusu bu imiş gibi gereği yapılacak. Zaten, Cuma namazı için kamu kuruluşlarında kapsamlı düzenlemeler yapılmıştı. Belirli çevrelerin, "namaz vakti alış-veriş yapılmaz" diyerek insanları taciz ettiklerine dair haberler basına yansımıştı.
Geçen yıl da, hatırlanacağı gibi, "elektrik tasarrufunu arttırmak için yaz saatini bütün yıla yayıyoruz" yutturmacısıyla, saat ayarına esas batıdaki enlem yerine, doğudaki bir enlem seçilmişti. Böylece, Cumhuriyet'in temel düzenlemelerinden birisi kalıcı olarak ortadan kaldırılmıştı. Memleket saati batıdan uzaklaşmış, Arap yarımadası ile uyumlaştırılmıştı. Bir yıllık uygulamadan ne sonuç alındığı hakkında tatminkar bir açıklama yapıldı mı? Duymadık. Amacın tasarruf falan olmadığı, asıl amacın ne olduğu zaten açıktı. Bu esaslı değişiklik o zaman da ne muhalefetin, ne de medyanın ilgi alanına girmişti.
Bununla yapılmak istenen İslamlaştırma ve Araplaştırma projesi sinsice uygulanıyor.
 Bu duruma sessiz kalmak laikliğin fiilen ortadan kaldırılmasına göz yummaktır.
Laiklik fiilen bu tür uygulamalarla yürürlükten kaldırılırken, Eylül de Kuzey Irakta yapılacak referandumla Bağımsız Kürdistan’ın kurulmasıyla Türkiye’nin toprak bütünlüğü de tehlikeye girecektir.
Artık yapılması gereken Kuva y­ı milliye ruhu içinde bütün Cumhuriyet sevdalıların bir araya gelerek laikliğe, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete, ülkenin toprak bütünlüğüne sahip çıkacakları bir çağrıda bulunması gerekmektedir.
Türkiye’nin Amasya genelgesinin 98. Yılında ona benzer bir hedef bildirgesi yayınlayarak Cumhuriyet sevdalısı geniş halk kitlelerini harekete geçirmek zorunluluğu vardır. Bu, devleti kuran parti Cumhuriyet Halk Partisine yakışır.