12 Aralık 2016 Pazartesi

AKLIMIZLA ALAY ETMEYİN


Anayasa değişiklik teklifinin TBMM sunulduğu gün, kendisini başbakan zanneden, yetkisi sadece Tayyip Erdoğan’dan  aldığı emirleri yerine getirmek olan, işgüder Binali Yıldırım “ Yeni Anayasa değişikliği ile artık koalisyonlar dönemi bitti, güçlü iktidarlar dönemi başlıyor” dedi.
Bunu söylerken yüzü bile kızarmadı.
Tayyip Erdoğan, yetmiş yıldır hiçbir lidere nasip olmamış bir meclis desteğine sahip olarak, 14 yıldır ülkeyi tek başına  yönetiyor.
Hele 2007 Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Çankaya da emrindeydi.
Bu süreç içinde ülkenin hangi sorununu çözdü? Hiçbir sorununu çözmediği gibi, her gün bu ülkenin başına yeni sorunlar açtı.
İktidara geldiklerinde dolar  1.41 TL idi, bugün 3.48 TL, Türk lirası ABD Doları karşısında  yaklaşık yüzde 260 değer kaybetti.
İktidara geldikleri tarihte bu ülkenin  dış borcu 263 Milyar dolardı, bugün 481 milyar dolar.
Sıfır noktasında devir aldıkları terör, bugün nere de ise her gün günahsız insanların canlarını alıyor. Terörün arkasında AKP iktidarından da evvel dış güçler vardı, ama o dönemin iktidarları, hem de koalisyon hükümetleri bunların ağladığı gibi ağlamayıp gereğini yapıyorlardı.
Bu ülkede terör örgütlerinin silah ve mühimmat depolamasına, kamu görevlilerinin Oslo görüşmelerinde beyan ettikleri gibi, AKP iktidarı döneminde göz yumuldu.
14 yıllık Tayyip Erdoğan iktidarından önce, bu ülkeyi yöneten  hiçbir koalisyon hükümeti terör örgütüyle masaya oturup müzakere etmediler, mücadele ederek, ülkeyi sıfır terörle kendisine  teslim ettiler.
14 yıllık Tayyip Erdoğan iktidarı  döneminde çevremizde ihtilafa düşülmeyen tek bir devlet kalmadı.
Esad, önceleri “kardeşim Esad” tı, şimdi oldu Esed. “Esed”, bir hafta dayanamaz diyordu, bütün dış baskılara rağmen, “Esed” beş yıldır iktidarda, her geçen günde konumunu güçlendiriyor.  
ABD öyle istiyor diye, Irak ve Suriye’deki meşru devlet yapısıyla mücadele eden illegal örgütlere, örneğin ÖSO gibi, yardım ederek, onların da buna misilleme olarak, Türkiye’deki terör örgütlerine her türlü lojistik ve istihbarat desteği sağlayacağını öngöremeden hareket ederek, ülkenin kan gölüne dönmesine neden oldu.
Sayelerinde hudutlar yol geçen hanı.
Kıbrıs göz göre göre gidiyor,  çıtı çıkmıyor.
Bu yazdıklarımız Tayyip Erdoğan iktidarında  yaşanan olumsuzlukların  sadece birkaçı.
Neymiş efendim, “Başkanlık gelecekmiş, kaos bitecekmiş” Hadi canım sende. Köpeksiz köy buldu değneksiz dolaşıyor. Bu güne kadar ne istedi de yapamadı. Hangi sorunu çözdü.
Bugüne kadar ne yaptıysa, Başkanlık olduğu zamanda aynısı yapacak.
Tayyip Erdoğan iktidarı döneminde devlet ciddiyeti denen şey kalmadı. Cumartesi akşamı İstanbul’da yaşanan insanlık dışı terör vahşeti sonrası, bu ülkenin İçişleri Bakanı çıkıp 20 yaralı var diyebiliyor. Sonradan şehit sayısının 42, yaralı sayısını 155 olduğu ortaya çıkıyor. Ama adam istifa etmeyi aklının ucundan bile geçirmiyor.
Hâlbuki Tayyip Erdoğan, sosyal medyada dolaşan bir sesli görüntüsünde, “Biz siyasiler ülkemizde işlenen cinayetlerden sorumluyuz” diyor.
Sorumluysanız istifa edenler nerede?
Durum artık OHAL düzenini aşmıştır. Tayyip Erdoğan iktidarının  yanlışlarından dolayı iş “sıkıyönetime” doğru sürükleniyor.
Türkiye bu ortamdan çıkmadan Anayasayı tartışmak kadar yanlış bir şey olamaz. Zaten sorun da Anayasada değil, ülkenin yönetilemiyor olmasındadır.
Getirilmek istenen düzen, hesap vermekten kurtulmak için saray diktatörlüğüdür.
“Demokrasi bir tramvaydır, zamanı gelindiğinde inilir”  cümlesi de Tayyip Erdoğan’ındır.
Demek ki demokrasi tramvayı “diktatörlük” istasyonuna gelmiş.
Bütün bu durum gün gibi aşikarken, televizyonlara çıkıp, başkanlık gelecek kaos bitecek diye konuşup da aklımızla