10 Ağustos 2014 Pazar

OLASILIK ÜZERİNE BİR CHP DEĞERLENDİRMESİ


Ben bu yazıyı kaleme alırken daha sandıklar bile kapanmamıştı. Onun için sonuç değil ama olasılıklar  üzerine bir değerlendirme yapacağım.
CHP, MHP ve bu iki partiyle beraber hareket ettiğini söyleyen diğer on iki partinin oy toplamını yüzde kırk yedi  olarak kabul etmek gerekir.
Elbette bu toplam 31 Mart yerel seçimleri sonuçları baz alınarak hesap edildi.
Çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu eğer yüzde kırkın altında  bir oy almış ise  bu çok dramatik bir orandır.
Hele oylar yüzde otuz beş ve altında kalmışsa, Kılıçdaroğlu  partinin hiçbir yetkili organında görüştürmeden, kendisine kimlerin telkin ettiği bilinmeyen, CHP tabanının da gönül rahatlığı ile içine sindiremediği ve hatta kabullenemediği bir adayı, emrivaki ile açıkladığı ve böylece Tayyip Erdoğan’ı büyük bir hezimetten  kurtardığı için, CHP açısından başarısızlığın  tek sorumlusu olacaktır.
Hatırlanacağı üzere Kılıçdaroğlu, Ekmeleddin İhsanoğlu emrivakisinden sonra “Risk alıyorum” demişti. Riski aldığına göre ve bir başarısızlık söz konusu ise, bunun  tek sorumlusu kendisidir ve sonucu da tartışmasız  istifadır.
Kılıçdaroğlu’nun Atatürkçüleri partiden tasfiye edip “Y-CHP” dediği günden beri, başarılı olduğu herhangi bir seçim yoktur.
Hatırlanacağı üzere Deniz Baykal’ın görevi bıraktığı, ya da bırakmaya zorlandığı günlerde, CHP’nin oyları, kamuoyu araştırmalarına göre yüzde yirmi sekizlere ulaşmış idi.
Kılıçdaroğlu’nun göreve gelmesinden çok kısa bir süre sonra, partideki tüm Atatürkçüler de henüz tasfiye edilmeden ve bölücülerin, F tipi kişilerin yönetime gelmesinden önce  yapılan Anayasa referandumunda alınan yüzde kırk iki hayır oyunun, yüzde otuz beşi CHP’nin oyu idi.
Bu başarıyı kendisine vehmeden Kılıçdaroğlu, “Y-CHP” diye partiyi ekseninden kaydırarak, bir erozyon yaşanmasına ve Temmuz 2011 Genel Milletvekili seçimlerinde, yani 12 Eylül 2010 Anayasa Referandumundan  tam on ay sonra partinin oylarının yüzde yirmi altıya düşmesine neden oldu.
2012 Yerel Seçimlerinde, Kılıçdaroğlu’nun “Y-CHP”si, seçmen artışı da göz önüne alındığında, 2011 Milletvekili Genel Seçimlerinde aldığı oyu bile muhafaza edememişti.
Bir de bu seçimlerde Ankara, İstanbul, İzmir gibi illerde, özel hayata müdahale edilecek korkusu ile CHP’ye verilen ödünç oyları da göz önüne alırsak, 31 Mart Yerel  Seçim sonuçlarına göre, gerçek ana muhalefet partisi MHP olmuştu.
Bu başarısızlık sadece oy oranlarında olmadı, CHP’nin olan Antalya, Mersin, Ordu, Artvin gibi iller ile İzmir’in sekiz ilçesinde  de belediye Başkanlıkları kayıp edildi.
Özellikle de Antalya’nın kaybedilmesinin sebebi, Baykal’a hakaret eden insanların bilerek aday gösterilmesidir.
Onun için Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aldığı oy EĞER yukarıda belirttiğimiz gibi olmuşsa, yani yüzde kırk ve altı ise,  Kılıçdaroğlu’nun sığına bileceği  hiçbir bahane kalmamış demektir.
İstifa etmek zorundadır.
Bu yazıyı yazmadan dört gün önce iki ciddi kamuoyu şirketinin saha çalışmasına göre Ekmeleddin İhsanoğlu’nun oyu dramatik bir oran olan  yüzde otuz üç civarındaydı.
CHP teşkilatları 22 Mayıs 2010 dan bu tarafa içleri burkularak da olsa Kılıçdaroğlu’na destek verdiler.
Kesinleşen sonuçlara göre eğer bir başarısızlık söz konusu olmuş ise,  CHP örgütleri ve parti tabanı tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyadırlar. CHP’yi yok etmeye yönelik, bölücülerin, ılımlı İslamcıların bu planlı, programlı kalkışmalarına dur demek zorundadırlar.
Bu Anayasa yürürlükte kaldığı sürece Cumhurbaşkanlığı seçimi ülkenin kaderini bugünkünden daha çok etkilemez ve hele bir de seçime iştirak yüzde seksen ve altında kalmış ise, kim seçilirse seçilsin topal ördek bir Cumhurbaşkanı olur.
Asıl önemli olan 2015 Milletvekilleri Genel Seçimleridir. Türkiye’nin kaderi orada çizilecektir.
Bu nedenle CHP tepeden tırnağa değişmeye yenileşmeye mecburdur.